26 Nisan 2019 Cuma

Kül - Arada / Ait ve Dair



Kül – ‘Ait ve Dair' 

Kül, 2011 yılında yayımlanan ve müzik yazarları tarafından yılın en ilgi çekici albümlerinden biri olarak gösterilen 'Artık Güçler Dengede' albümlerinden sekiz yıl sonra, Ada Müzik etiketi ile yayımlanan 'Ait ve Dair' ile geri döndü. 

Müziklerinin yıllar içerisinde geçirdiği evrimin varacağı noktayı sabırla bekleyen ve bu zaman zarfında titizlikle çalışan grup, kavramsal bir biçimde tasarladıkları bu yeni albümlerinde; müzikal içeriği, şarkı sözlerini, görsel tasarımı ve albüm fotoğraflarını bütüncül bir biçimde ele alıyor ve bizleri rafine ve sofistike bir müzikal dünyaya davet ediyor. 

'Ait ve Dair' albümünde pek çoğu zincirleme bir biçimde birbirlerine eklemlenmiş ve böylelikle albüm içerisinde farklı tematik bölümler oluşturan 12 şarkı yer alıyor. Soyut ve içe dönük bir ambiyansta, zaman zaman beklenmedik bir yırtıcılığa ve sertliğe doğru evrilen parçalar, Kül'ün müzikal yolculuğundaki bu karanlık durağın ipuçlarını veriyor. Grubun alamet-i farikalarından olan çok boyutlu şarkı sözleri, albümün omurgasını oluşturan kavramsal yaklaşım dahilinde, aidiyet, güç, iyilik ve kötülük gibi insan doğasının en temel fakat en belirleyici öğelerini ve bu öğelerin günümüz etkilerini konu ediniyor. Aykırı ve imgesel bir mikro dünya içerisinde, bir çeşit hikaye anlatıcısı ile birlikte bu öğelerin izdüşümlerini arıyoruz.
Aynı zamanda grubun üyelerinden de olan Mehmet Yaranona'nın prodüktörlüğünde, 2017 yılının Şubat ayında başlayan ve 2018 yılı sonuna kadar süren albüm kayıtları; Opus ve Deneyevi'nde, Mehmet Yaranona, Umut İsan, Koray Erkan ve Korhan Koray tarafından gerçekleştirildi. Albümün miksi Opus’ta Mehmet Yaranona ve Umut İsan tarafından, masteringi ise Babajim Stüdyoları'nda, Güven Ersoysal asistanlığında Pieter Snapper tarafından yapıldı. 
Albümün fotoğrafları Begüm Koçum (Azize İstanbul) tarafından çekildi. Kapak tasarımına ise Studio Bigger ekibi imza attı. 

Hemen Dinle.
iTunes: https://apple.co/2Vr6Q6A 
Spotify: https://spoti.fi/2vmRgdp 
Muud: https://www.muud.com.tr/sa/686266 
Fizy: https://fizy.in/PZ7T4 
youtube: http://bit.ly/2IKihjJ

22 Mart 2019 Cuma

Derya Çınar Oral - Gel Yar




Derya Çınar Oral’ın Yeni Single’ı “Gel Yar” Ada Müzik Etiketiyle Tüm Dijital Platformlarda!

Derya Çinar Oral'ın ikinci teklisi Gel Yar'ın Söz ve Müziği Fatih Oral'a, Düzenlemesi Baki Duyarlar'a ait. Sanatçıya Baki Duyarlar piyano, Erdal Akyol kontrbas, Cem Aksel Davul ve Fatih Oral Ney'i ile eşlik ediyor.
Derya Çınar Oral;  Müzik hayatına lise yıllarında almış olduğu ses yarışması birinciliği ile başladı. Mezunu olduğu İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümünün alanında uzman akademisyen kadrosuyla yetişmiş ve deneyim kazanmıştır. Eğitim dönemi ve sonrasında çeşitli radyo ve televizyonlarda tecrübe yaşamıştır. Klasik Türk Müziğini usta isimlerden dinleyerek geleneği yaşatma çabası içindedir. Orta Asya Pentatonik Müziği ve Sufi Müzik eserlerine de ilgi duyuyor ve icra ediyor.
Memleketi Erzincan nağmelerinin çocukluğundan beri evinde söyleniyor olması dolayısıyla da Türküleri çok seviyor.
Albümünde Çağdaş Türk Müzik Sanatında Özgün bir çalışma örneği sergilemektedir.
Yorumculuğu yanında müzik öğretmenliği yapmaya devam etmektedir.

15 Mart 2019 Cuma

Bora Öztoprak - 9 Köy





Bora Öztoprak‘tan Yeni Single: 9.KÖY


Unutulmaz klasikler arasına giren Seni Seviyorum, Akdeniz Geceleri, Başıma Bela mısın, Gidiyorum gibi şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Bora Öztoprak, 2018 Haziran’ında yayınlanan teklisi Hayranım’dan kısa bir süre sonra yeni şarkısı 9.Köy Ada Müzik etiketiyle yayımlandı.

Sahne ve stüdyo çalışmalarına hız kesmeden devam eden sanatçı, söz ve müziği kendisine ait olan eserin düzenlemesini Hakan Süersan’a teslim etti. Geri dönmenin zor olduğu bir kovulma ve gidiş hikayesini anlatan şarkının klibi ise Gökhan Özfırıncı ‘nın yönetmenliğinde çekildi.

Son dönemde yabancı kliplerde de sıklıkla görmeye başladığımız lirik dans unsurları ile zenginleşen klip, Belgrad Ormanlarının eşsiz dokusuyla şarkının yalnızlığını buluşturuyor…

9. KÖY'e dijital ortamlarda; Spotify Apple Music, iTunes - Fizy Muud  Youtube üzerinden erişeblirsiniz

18 Şubat 2019 Pazartesi

Fazıl Say & Nicolas Altstaedt "4 Şehir"

Fazıl Say & Nicolas Altstaedt record 4 Şehir: Debussy, Shostakovich,
Janacek


FAZIL SAY & NICOLAS ALTSTAEDT - 4 ŞEHİR


Fazıl Say’ın Dört Şehir Çello ve Piyano Sonatı’nın yanı sıra; Claude Debussy, Dmitri Şostakoviç ve Leo Janacek‘in eserlerinin de yer aldığı 4 Şehir Ada Müzik Etiketiyle yayımlandı.
 

“Bu canlı ve seçmeli resital Fazıl Say’ın, ‘çok özel anılarla dolu’ dediği dört Türk yörenin müzikal yorumu olan ‘Dört Şehir’ isimli eseriyle açılıyor.“ BBC tarafından sipariş edilen eserin dünya prömiyeri, Haziran 2012 tarihinde City of London Festival’inde Nicolas Altstaedt ve Jose Gallardo tarafından gerçekleştirilmişti.
 

Albüm kaydı 2015 yılında Great Hall; Mozarteum Salzburg da gerçekleşti. Kayıt Prodüktörü & Denge Mühendisi: Jean-Martial Golaz, Edit & Miks: Jean-Martial Golaz tarafından yapıldı. İllüstrasyonlar da ise Mustafa Toygun Özdemir imzası bulunuyor.


Nicolas Altstaedt ve Julian Haylock ‘ın sözleriyle 4 Cities;

 
‘Dört Şehir, şiire ve mistisizme bir dalıştır; Şark’ın tarihine, gizemine ve tutkularına. Kendi enstrümanımın sınırlarını zorlarken, insanların günlük hayatlarında yaşadıkları mucizelerin ve hikayelerin içinde hiç bir zaman bu kadar gezinmemiştim. Viyolonsel bir flüt, bir keman, bir vurmalı çalgıya dönüşerek, en sonunda da halkın sesi olarak kendini gösterip bizi başka bir dünyaya davet ediyor; daha önce hiç olmadığı kadar yakın bir dünyaya, çünkü onu müziği ile tanımış olduk.’


Nicolas Altstaedt
 


Bu canlı ve seçmeli resital Fazıl Say’ın, ‘çok özel anılarla dolu’ dediği dört Türk yörenin müzikal yorumu olan ‘Dört Şehir’ isimli eseriyle açılıyor. BBC tarafından sipariş edilen eserin dünya prömiyeri, Haziran 2012 tarihinde City of London Festival’inde Nicolas Altstaedt ve Jose Gallardo tarafından gerçekleştirilmişti.
   
Doğu Anadolu’nun önde gelen kültür merkezlerinden ve Say’ın öğrenci olarak müzik icra ettiği ilk şehirlerden biri olan Sivas, hazin bir şekilde canlandırılır. Seslendirilen ilk parça meşhur şair Aşık Veysel’in bestesi ‘Sazım’ türküsü, adını bağlama olarak da bilinen yedi telli enstrüman olan ‘saz’ dan alır. Say parçanın kapanış bölümünde enstrümanın hüzünlü kişiliğini yansıtıyor. Hopa, Karadeniz Bölgesi’nin batısında, Gürcistan sınırına yakın bulunur; bu bölümde, Say bizi bu renkli yere coşkulu bir düğün havasıyla beraber taşır. Folklorik biçim olarak çok hızlı bir 7/16’lık Horon dansı, çalgıcının dizinde yayla çalınan üç telli küçük enstrüman olan kemençeyle ön plana çıkar. Bu karışıma, ‘Cilveloy nanayda’ gibi popüler halk türküleri de seri halde katılır.

  
Say’ın Ankara’da doğup büyümüş olması, Birinci Dünya Savaşı’nın başkaldırı şarkısı olan ‘Ankara’nın Taşına Bak’ın yorumlandığı orta bölümün yoğun nostaljisini açıklamada yardımcı oluyor. Dört Şehir, popüler tatil beldesi ve halk tarafından Türkiye’nin Saint Tropez’i olarak bilinen Bodrum’a fırtınalı bir ziyaretle sona eriyor. Dikkatimizi, her köşeden caz, pop ve swing gibi farklı müzik türlerinin duyulduğu Barlar Sokağı’na veri- yoruz. Bölümün sonunda bir tartışma çıkıyor ve bilindik bar kavgalarından biriyle müzik ani bir biçimde sona eriyor.

   
Dört Şehir coşkulu bir hayal gücüyle esin kaynaklarını toplayan genç bir adamın bestelediği müzik ise, Debussy’nin Viyolonsel Sonatı, yaşam boyu edinilmiş tecrübenin süzülerek en saf şekle getirilme halidir. 52 yaşındaki besteci 1914 yılında kansere yakalandığını öğrendiğinde hayatının doruk noktasındaydı. Geçirdiği ameliyat onu o kadar güçsüz bırakmıştı ki bir yıldan aşkın bir süre hiç bir eser besteleyemedi. Yine de yayıncısı Durand’a ‘yakın bir zamanda yok olmaya mahkumsem eğer, en azından görevimi yerine getirmek isterim’ yazarak, birkaç konserde yer almaya devam etti.

  
Radyum terapisi görmesine ve sayısız morfin iğnesinin getirdiği çöküntüye rağmen, Debussy yine de planladığı altı adet neoklasik sonattan üçünü tamamlamayı başardı. İşe, tefsir, gelişim ve tekrarın  tanıdık yapısal formülünü organik olarak birbirine bağlı hareket eden ve renkler silsilesinin içine eriten bir viyolonsel sonatıyla başladı. Eserin başlık sayfasında kendini gururla ‘Fransız Müzisyen’ olarak ilan etmesine şaşmamak gerekir.
 

Viyolonselin iniş çizgisinden yumuşakça gelişen ve müziğin Re minör tonlamasını modal perdelerle tamponlayan enfes açılış Prolog’u betimleyen en önemli kelime basitliktir. Orta serenat kısım kıyasla vesveseli ve doğrudan tutkulu finale giren kısa hareketlerle dolu bir ses manzarasıdır. Bu finalde iki baş oyuncu ilk defa, neredeyse vurdumduymaz bir coşkuyla fikirlerin atıp tutulduğu hararetli bir konuşmaya dalıyor ve parça tantanalı bir gösterişle sona eriyor.
    
Debussy gibi Moravyalı Leos Janacek de oldukça çekingen bir kişiliğe sahipti, bu özelliği de yaratıcı dehasının oldukça geç tanınmasını kısmen açıklıyor. 1980’lere kadar, Wagner ve Dvorak gibi geleneksel biçimsel örneklerle kendini ifade etmeye çalıştı, fakat bu çabaları çoğunlukla sonuç vermedi. Ne var ki kendi ülkesinin folklorik müziğini keşfettiğinde kendine has tarzını sonunda pekiştirmeye başladı. Müzikal içgüdülerini, ‘konuşma melodisi’ ismi verdiği vokal bir yazım şekliyle serbest bıraktığında, ve tartışmasız şaheseri ve en tanınmış operası olan ‘Jenufa’nın prömiyeri  1904’de gerçekleştiğinde, 50 yaşına varmıştı bile.  
 

Konvansiyonel olanı hiç bir zaman tercih etmeyen biri olarak Janacek, en çok viyolonsel sonata benzeyen bestesi ‘Pohadka’ (masal), Stravinsky’nin ‘Ateş Kuşu’ balesine de ilham veren Vasily Zhukovsky’nin destansı şiirinden yola çıkmıştı. Viyolonsel genç Çareviç’i, piyano ise korkulan yeraltı dünyası hükümdarı Kastchei’in kızı olan sevdalısı prensesi seslendirir. Janacek, eseri bir programa dair bir akıştan ziyade, Zhukovsky’nin hikayesini geniş çizgilerle anımsatan bir dizi müzikal yansıma olarak öngörmüştür.
 

Sonuç olarak fikirlerine uyan kesin bir şekil bulamamıştır. Öngördüğü daha büyük bir eserin parçası olarak, üç bölümün prömiyeri 1910’da yapıldı. İki yıl sonra eserin üzerinde değişiklikler yapıp, şiirsel ve düşünsel bir final ekleyerek, dört bölümlük bir versiyon çıkardı. Eserin yapısal akışından yine de memnun kalmayarak, 1923 yılında eseri tamamen baştan aşağı değiştirerek nihai şekli olan versiyonu çıkarttı. Buraya, Janecek pohadka için öngörmüşe benzediği, ancak her üç versiyonda da bulunmayan,  172 ölçülü Presto da dahil edilmiştir. 
 

Hem Debussy hem de Janacek fonda sonat formunun bulunduğu büyük ölçekli yapılar bestelemeye niyetlendiyseler de, Şostakoviç ise, bu 200 yıllık müzik üsluplarının artık günü çoktan geçmiş olduğu düşünüldüğü bir zamanda, senfoni, dörtlü ve sonata yeni can vermiştir. 1934 Çello Sonatı ele alındığında, Şostakoviç eserin neoklasik hareketlerini eşi Nina’dan ayrılmasının, ve başka bir kadına olan aşkının getirdiği derin kaygıları zaptetmek için kucaklamış gibi görünüyor.
 

Bolshoi Tiyatrosu’nun eski baş çellisti Viktor Kubatsky için bestelenen ve ona ithaf edilen sonat, başlangıç bölümün klasik dizginlemesi ve finalin alaylı taşkınlığı arasındaki kışkırtıcı ikilemden dolayı yavaş kabul gördü. Bu iki noktanın arasında, Onuncu Senfoni‘nin yakıcı sızısı için asıl örnek teşkil eden öfkeli bir La minör scherzo ve derinden hissedilen ve karamsar içebakış ile sahte bir teselli vaad etmeyen Largo gelir.

Julian Haylock


Dijital platformlarda Dinlemek için;












30 Kasım 2018 Cuma

Selva Erdener - Biliyor musun?



Selva Erdener’den 4. Solo Albüm;  “Biliyor Musun?" 




9 eserden oluşan bu albümün müzik direktörlüğünü İbrahim Yazıcı üstlendi. Kayıtları Babajim stüdyo da Adham Farid, mix ve masterigi de Pieter Snapper tarafından yapıldı.Kapak ve tasarım da Murathan Özbek imzası bulunuyor. Selva Erdener’e bu albümünde usta müzisyenler eşlik etti; Piyano da İbrahim Yazıcı, Keman da Mehmet Yasemin, Kemençe de Derya Türkan, Viyolensel de Çağ Erçağ, Kanun da Ahmet Baran, Balaban
da Emre Sınanmış, Sax da Gürtuğ Gök, Kontrbas ta Volkan Hürsever, Bateri de Ediz Hafızoğlu ve İstanbul Vokal Ansamble emeği geçen isimler.

Şirin Aktemur’un ifadesiyle “Biliyor Musun?”

“Kıyısında buluşacakları bir su bulamayan insanlara, kıyısında buluşacağımız bir su gibi bu albüm. Ona nefes veren bestelerle; kimi şarkılarda kendi yatağından taşıyor, kimisinde binlerce yıllık geleneği bugün bize taşıyor. Turgay Erdener, Cem İdiz, Melahat İsmail, Fazıl Say, Babür Tongur, İbrahim Yazıcı gibi bestecilerin eserlerinin hepsinde ayrı tatlar alınan zengin bir çalışma. 


Bu albüm, neyi sorduğunu sizin bileceğiniz ve cevabı sizde olanları söylüyor. Benim bildiğimse Selva Erdener’i “su” gibi dinlediğimdir. Su yok olmaz. Vefalıdır, zalim bir sevgili gibi terk etmez, gitse de geri gelir. Siz onu kurutsanız bile yok olmaz; bir gün bir buluttan yağar, yanağınıza bir damla olup konar sessizce ya da susmaksızın yollar boyu yağar. Unutmaz sicim sicim ağlar, yüreğinize akar, biliyorum. Ve beyaz tenteli sandallarıyla nihavent bir şarkı, su gibi bir kadının sesiyle yüreğinize yanaşır, bardağınızdaki rakıya ruh, şairin eğilen karanfiline can verir. Selva Erdener’in bu albümü; durmaksızın yorulmaksızın yürüyen, yoluna devam eden suyun umudunu taşıyor. Zamanını “biliyor musun?” Bence su gibi, sonsuz, zamansız…”



Dijital platformlarda dinlemek için:  iTunes   -  Spotify   -  Fizy 


23 Kasım 2018 Cuma

BİZİ HATIRLA - Soundtrack





Çağan Irmak’tan “Bizi Hatırla” / Çiğdem Erken Orijinal Film Müzikleri Ada Müzik Etiketiyle Raflarda!


14 eserin yer aldığı bu albümde müziklerin tümü Çiğdem Erken’e, bir şarkının söz, müziği ve yorumu Sena Şener, bir şarkıda ise Mina Güngör yorumu bulunuyor. Düzenlemeler: Nurkan Renda / Çiğdem Erken, Çido’s Piano Düzenlemesi ise M. Cem Tuncer imzası taşıyor.
 
Müzik Prodüktörlüğünü de üstendiği bu albümünde Çiğdem Erken’e usta müzisyenler eşlik etti; Piyano: Çiğdem Erken, Gitar: Nurkan Renda, Viyolonsel: Murat Süngü, Didem Erken, Akordeon: Özge Metin, Kemençe: Derya Türkan, Kanun: Hakan Güngör, Mandolin: Sumru Ağıryürüyen, Kontrabas: Ozan Musluoğlu, Perküsyon: Cengiz Ercümer, Davul: Ediz Hafızoğlu, Gündem Yaylı Grubu: Kadir Okyay, İsmet Okyay , Veysel Samanlıoğlu, Ahmet Darıcı, Şaban Gölge, Özdemir Güz, Umut Hoşgör, Back Vocal: Özge Fışkın emeği geçen isimler..
 
Kayıt / Mix: Metin Kalaç, Stüdyo: ENC Studio, Babajim,  Scoring: Ercan Tanrıverdi, Mastering ise Cem Büyükuzun tarafından yapıldı. Fotoğraflar Adem Barış, Grafik tasarım da ise Hayalgücü tanıtım imzası var.

Dijital platformlarda dinleme linkleri;
 

Albümdeki müzikler Çiğdem Erken’e aittir. Düzenlemeler: Nurkan Renda / Çiğdem Erken Çido’s Piano Düzenleme: M. Cem Tuncer Piyano: Çiğdem Erken Gitar: Nurkan Renda Gündem Yaylı Grubu: Kadir Okyay, İsmet Okyay , Veysel Samanlıoğlu, Ahmet Darıcı, Şaban Gölge, Özdemir Güz, Umut Hoşgör Viyolonsel: Murat Süngü, Didem Erken Akordeon: Özge Metin Kemençe: Derya Türkan Kanun: Hakan Güngör Mandolin: Sumru Ağıryürüyen Kontrabas: Ozan Musluoğlu Perküsyon: Cengiz Ercümer Davul: Ediz Hafızoğlu Back Vocal: Özge Fışkın

9 Kasım 2018 Cuma

Derya Çınar Oral - Canan




Derya Çınar Oral 'ın ilk teklisi "Canan" Ada Müzik Etiketiyle Yayımlandı.

Derya Çınar Oral'a Piyanoda Baki Duyarlar, Basta Erdal Akyol, Davulda Cem Aksel, Perdesiz Gitar ve Kopuzda ise Erkan Oğur Eşlik Ediyor.

Çağdaş Türk Müzik Sanatının özgün bir örneği olarak Piyano-Bas-Davul üçlüsü yanında, perdesiz gitar ve kopuz sazlarıyla bir sentez çalışması olarak dinleyicilerin beğenisine sunulan “Canan” ın sözleri Kemal Albayrak, Bestesi Fatih Oral, Düzenleme ve Aranjesi ise Baki Duyarlar imzası taşıyor. 

Derya Çınar Oral Bio.

Müzik hayatına lise yıllarında almış olduğu ses yarışması birinciliği ile başladı. Mezunu olduğu İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümünün alanında uzman akademisyen kadrosuyla yetişmiş ve deneyim kazanmıştır. Eğitim dönemi ve sonrasında çeşitli radyo ve televizyonlarda tecrübe yaşamıştır. Klasik Türk Müziğini usta isimlerden dinleyerek geleneği yaşatma çabası içindedir. Orta Asya Pentatonik Müziği ve Sufi Müzik eserlerine de ilgi duyuyor ve icra ediyor. Memleketi Erzincan nağmelerinin çocukluğundan beri evinde söyleniyor olması dolayısıyla da Türküleri çok seviyor. 

Albümünde Çağdaş Türk Müzik Sanatında Özgün bir çalışma örneği sergilemektedir. 
Yorumculuğu yanında müzik öğretmenliği yapmaya devam etmektedir.

CANAN ‘ın Sözleri;
Dünyaya Düşende Seni Mi Andım
Sevmeye Niye Geç Kaldım
Yaremi Sarmaya Takatim Yetmez
Al Beni Bağrına Bas Cananım
Sevdaya Düşende Helal Mi Saydın
Yüzüm Gülende Seni Mi Andım 
Yaremi Sarmayı Kolay Mı Sandın 
Al Beni Bağrına Bas Cananım 


Daha fazlası için TIKLA!